| 05 Eyl 2011
 

Kara propagandayı planlayan şirketler “Profesyonel küfürbaz” olarak tanımlanan, daha çok gençlerden oluşan insanları kullanıyorlar. Bu kişiler forumlar, bloglar, sosyal mecralar, sözlükler ve haber portallarında dolaşıyor…

Propaganda, çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar. Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir. Bu tanıma göre propaganda niteliği taşıyan bilgilerin planlanmış olması, bir amaca yönelik servis ediliyor olmasıdır. Propaganda genelde siyasette yaygın biçimde kullanılır. Propaganda çeşitleri ve propaganda tekniklerini, Wikipedia da ki bu yazıdan detaylı olarak inceleyebilirsiniz.

Propagandayı tür olarak olumlu (beyaz propaganda), olumsuz (kara propaganda) ve nötr (gri propaganda) olarak 3 ana düzlemde inceleyebiliriz. Beyaz propaganda’nın kaynağı bellidir. Kara propaganda dost bir kaynaktan geliyormuş gibi görünür ancak ama gerçek tersidir, kaynağı belli değildir. Gri propaganda nötr bir kaynaktan gelir gözükür ama aslında karşı taraftan gelmektedir.

Tarih bir çok propaganda örneğine tanıklık etmiştir. Bush yönetimindeki ABD’nin Irak’ta kimyasal silah bulunduğuna dair yaydığı kanaat bir kara propaganda örneğidir ki asılsız bir bilgi olduğu ortaya çıkmıştır. Yine ABD ve Soyyetler Birliği’nin soğuk savaş döneminde sinema filmleri, romanlar, tv prgramları ve benzeri çalışmalarla kendi halklarını ve dünyayı etkileme çabaları bir propaganda örneğidir.

Propagandanın Yayılım Alanı Olarak İnternet

İnternetin yaygınlaşarak geniş bir kitleye ulaşması ve diğer mecralara göre hızlı ve ucuz yayılım imkanı, interneti propaganda için eşi bulunmaz bir araç haline dönüştürmüştür. Propagada üzerinde, e-mail, blog yazıları, video siteleri, sosyal siteleri gibi kanallarla hızla yayılabilmektedir. İnternetin propagandanın en önemli araçlarından olması aşağıdaki nedenlere bağlıdır :

1. Anonimlik : Sanırım en önemli özellik bu olsa gerek. Her ne kadar gönderilen bilginin kaynağı bir IP numarasından tespit edilebiliyor olsa da, anonim (gizli) kalmak mümkün. Türkiye’de siyasetçiler ve askerler hakkında video paylaşım sitelerinde çıkan video ve ses kayıtları taşları yerinden oynattı ve birçoğunu koltuğundan etti. Bu tür propagandanın bu kadar sık ve rahat yapılabiliyor olması, en fazla anonimliğe dayanıyor.

2. Yayılım İmkanı : İnternet üzerinde bir bilgiyi paylaşmak bir tık (click) kadar kolay. Posta kutunuza düşen bir e-postayı ilet (forward) tuşu ile dilediğiniz arkadaşınıza yönlendirebiliyorsunuz. Yine Facebook üzerinde duvarınıza düşen bir bilgiyi beğendiğinizde ya da yorum yaptığınızda arkadaş listeniz bundan haberdar oluyor. Yaydığınız bilgi alıcılar tarafında yine aynı metotlarla yayılıyor, bu böylece kar topu gibi hızla büyüyor.

3. Yayılım Hızı : Yayılım hızı anlık. Paylaştığınız bilgi saniyeler içerisinde hedefine ulaşıyor.

4. Maliyet : On binlerce kişiye mail göndermenin maliyeti yok denecek kadar az. Ayrıca sosyal paylaşım platformlarında yapılan paylaşımlar sadece vaktinizi alıyor.

ve Etkisi

Dave Carroll isimli Kanadalı bir müzisyen United Airlines yolcusu olarak Halifax’dan Chicgo’ya gidiyor. Carroll’un bagajında değeri yaklaşık 3.500 USD olan özel yapım gitarı da bulunuyor. Carroll, yolculuğun sonunda gitarının kırılmış olduğunu görüyor ve bunun üzerine havayolu şirketinden tazmini için başvuruda bulunuyor. Ancak havayolu şirketi 24 saatlik süre içinde başvurunun yapılmadığı gerekçesi ile bu tazminatı ödemeye yanaşmıyor. Carroll sonraki 9 ay boyunca ısrarını sürdürse de firmadan olumlu bir geri dönüş alamıyor. Bunun üzerine Carroll, United Breaks Guitars” ( United havayolu şirketine gönderme yapılıyor ) adında bir şarkı yazıyor ve bu şarkıya komik bir klip de çekerek Youtube da yayınlar.

Video Youtube’da şu an için 10 milyondan fazla izlenmiş durumda. Tabi bu durum United havayolları için fazlasıyla olumsuz bir PR olmuş. Şirketin bu yolla borsa değerinin %10 düştüğü ve 180 milyon USD kayba uğradığı söyleniyor.

Dave Carroll örneğine benzer yüzlerce örneğe rastlamak mümkün. Bir kısmı firmaların cidii maddi zararlara uğramasına, kimileri prestij kaybına neden olmuş, kimilerinde ise şirket bu süreci iyi yöneterek süreci kendi lehine çevirebilmiştir.

Peki internetteki bu kötü deneyimler sadece doğal olarak mı oluşuyor yoksa şirketler ya da politikacılar bu gücü rakiplerinin aleyhine kullanmak için kötü propaganda mı yapıyor?

İnternette Yeni Trend : Profesyonel Küfürbazlar

Maalesef internette yayılan bazı kötü haberler ve videolar, Carroll’un ki kadar masum olmuyor. Carroll yaptığı beyaz propaganda ile hakkını arıyor ve şirketin ve kamu oyunun dikkatini çekmeyi başarıyor. Böylelikle hem bahsi geçen şirket hem de diğer şirketler müşteri ilişkileri politikalarına çeki düzen veriyor. Ancak bu tür içeriklerin her zaman “beyaz propaganda” olarak oluşturulduğunu söylemek mümkün değil. Bilhassa siyasi partilere ve politikacılara yapılan ağır küfür ve hakaretler, bazı şirketler hakkında ortaya atılan iddalar “kara propaganda” ürünü olabiliyor. Kara propagandayı anlama yollarını anlatan Temel Aksoy’un “Propaganda Teknikleri Nelerdir?” başlıklı yazısını okumanızı öneriyorum.

Kara propagandayı planlayan şirketler “Profesyonel küfürbaz” olarak tanımlanan, daha çok gençlerden oluşan insanları kullanıyorlar. Günde sekiz saat mesai yapan bu kişiler forumlar, bloglar, sosyal mecralar, sözlükler ve haber portallarında dolaşıyor küfür ve hakaret içerikli mesajlarla sanal âlemde provakasyon yapıyorlar. Üstelik bunu yapmak için herhangi bir ofis ya da pahalı bir donanıma da gerek yok. İhtiyaç duyulan tek şey internet bağlantısı olan bir bilgisayar. Bu yeni mesleği icra edenlerin iş kıyafetleri de pijama ve terlikten ibaret. Profesyonel küfürbazlar ordusu, birbirlerini tanımayan, hatta birbirlerinden çok farklı yerlerde ikamet eden kişilerden oluşuyor.

Yöntem gayet basit: Profesyonel küfürbaz, maaşını ödeyen kişi ya da kurumdan, hangi platformda kimlere saldıracağına dair direktif alıyor. Örneğin, A partisine mensup bir politikacı, B partisindeki siyasi rakibi hakkında kamuoyunda olumsuz bir kanaat oluşması amacıyla bir “sanal saldırı” kampanyası başlatıyor. Saldırının çapına ve süresine göre profesyonel küfürbazlarla anlaşılıyor ve onlara, muhalif politikacı hakkında bazı doneler veriliyor. Profesyonel küfürbazlar da bu doneler ışığında toplu olarak taaruza geçiyor. Akla gelebilecek her türlü internet platformunda ‘hedef seçilen kişi’ hakkında son derece ağır hakaret ve küfürler içeren mesajlar yazılıyor. Sanal alemde yazılan mesajlar ya da paylşılan bilgi ve belgeler jet hızıyla yayıldığından, bazen kampanya bir günde bile amacına ulaşabiliyor. Tabii rakipleri karşısında “nihai zafer” kazanmak isteyenler, bu saldırı kampanyasını daha uzun ve sürekli biçimde uygulamak zorunda.

Konuyu araştırmak isteyen Rumen gazeteci Vlad Ursulean, kendini “profesyonel küfürbaz” olarak tanıtıp “İtina ile rakiplerinize küfür ve hakeret edilir” diye birkaç internet forumunun yanı sıra Facebook’daki sahte profiline de mesaj bırakmış. Ve birkaç gün sonra ilk “müşteriler” kendisine ulaşmaya başlamış. Örneğin Romanya’da geçen yılki devlet başkanlığı seçimleri öncesi, en şanslı iki aday hakkında başlatılan karalama kampanyasında görev yapması karşılığında, üçüncü sıradaki aday tarafından kendisine yüklü miktarda para teklif edilmiş. Bükreşli gazeteci, araştırmasını derinleştirmek amacıyla bu teklifi kabul etmiş. Ursulean, daha sonraki süreci şöyle anlatıyor:

“Haber portalları, blog ve forumlardaki haber ve yazılara dair her gün elektronik posta yoluyla bana 30-40 tane link gönderildi. Ayrıca yorumlarımda hangi mesajlara yer vermem, ne tür küfür ve hakaret sözcüklerini kullanmam gerektiği de bildiriliyordu. Örneğin şimdiki devlet başkanı Traian Basescu’nun, ülkedeki tüm olumsuzların müsebbibi olduğu, seçimlerdeki rakibi Mircea Geona’nın kanun dışı olaylara karıştığı gibi doğrudan bu kişileri hedef alan söylemler.”

Profesyonel küfürbazlar sadece Romanya’da faaliyet göstermiyor. Bulgaristan’dan Sırbistan’a, Arnavutluk’tan Makedonya’ya tüm Balkanlar’da profesyonel küfürbazlar hızla yayılıyor. Üstelik hedefte sadece politikacılar yer almıyor. Örneğin Bulgaristan’da Romanlara karşı başlatılan internet kampanyasında, bu halk grubunun kötü niyetli olduğu, başta hırsızlık ve gasp olmak üzere çok sayıda suç olayına karıştıkları ve toplumda huzuru bozdukları öne sürülüyor. Azınlıktaki diğer halk gruplarına karşı da profesyonel küfürbazlar aracılığıyla benzer kampanyalar yürütülüyor. Kosova Gazeteciler Cemiyeti’nden İbrahim Makolli, özellikle kriz dönemlerinde bu tür ırkçı söylemlerin halk arasında çok daha fazla kabul gördüğünü söylüyor ve ekliyor: “İnternet kullanıcıları arasında bir çeşit savaştan söz edebiliriz. Bu sadece Kosova için geçerli değil. Tüm Balkan ülkelerinde benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. Edilen küfürler ve yapılan hakaretlere baktığımızda, Balkanlarda yaşayan farklı etnik grupların birbirlerine karşı hoşgörüden ne kadar uzak olduğunu görüyoruz.”
Ve bir başka örnek de Makedonya’dan… Eşcinsellerin ve etnik azınlıkların hakları için mücadele eden Makedon insan hakları savunucusu Irena Cvetkovik de sanal karalama kampanyası kurbanlarından. Facebook’ta kurulan bir grupta Cvetkovik’e sadece küfür ve hakaret yağdırılmakla kalmıyor, aynı zamanda kendisine şiddet ve baskı uygulanması da talep ediliyor. Ancak Irena Cvetkovik hakaret ve tehditlere boyun eğmemekte kararlı olduğunu söylüyor: “Bu tür şeyler benim gözümü korkutamaz. Kuru gürültüye pabuç bırakmam. Diğer yandan, insan hakları için mücade eden birinin, çoğunluk tarafından vatan haini olarak görülmesi de son derece endişe verici bir durum bence.”

Büyük Şirketler de Kullanıyor

, + ile sosyal medya atağı yapması Facebook’u oldukça rahatsız etmiş olacak ki, hakkında bazı olumsuz haberler yayınlatmak üzere harekete geçti.

The Telegraph ın haberine göre, internetin iki devi Google ve Facebook bir karalama kampanyasında karşı karşıya geldi. Facebook’un halkla ilişkiler (PR) uzmanlarıyla anlaştığını ve böylece en büyük rakibi olarak gördüğü Google hakkında olumsuz haber ve yazılar yayınlandığını itiraf etti. Dünyanın önde gelen halkla ilişkiler ajansı Burson-Marsteller ile anlaştığını kabul eden Facebook’un, bu sayede gazete, dergi ve sanal sitelerde Google hakkında haberler hazırladığı belirtildi. PR şirketinin bazı gazetecilere ulaştığı ve “Google özel hayatı ihlal ediyor. Amerikan halkı Google’ın bu uygulamasından haberdar olmalı. Her günün her dakikası izinleri olmadan kaydediliyor” diyerek bir takım bilgiler verdiği belirtilirken, skandalın bir blog yazarı olan Chris Soghoian tarafından ortaya çıktığı açıklandı.

PR şirketinin haberini yayınlamayı reddeden yazar daha sonra bazı medya kuruluşlarına ulaşarak Facebook adına çalışan şirketin bilgilerini paylaştı. Skandalın patlak vermesiyle bir açıklama yapan Facebook sözcüsü PR şirketiyle anlaştıklarını doğrulayarak “Facebook kullanıcılarının bilgilerini almalarından endişe ediyorduk. Bir karalama kampanyası değildir” açıklamasında bulundu. PR şirketinin gönderdiği e-postalarda Google’ın yeni uygulaması Social Circle sert bir biçimde eleştiriliyordu. Google’ın Facebook ve Burson-Marsteller için yasal işlem başlatıp başlatmayacağı bilinmiyor. Bilişim uzmanları Google’ın birkaç ay içinde Facebook benzeri bir sosyal paylaşım platformunu hayata geçireceğini ve bu sebeple Facebook’un çekindiğini öne sürdü.

Türkiyede Bir Çok Şirketin de Ağzı Yandı

 

LC Waikiki


2007 yılında yaklaşık 40.000 kişinin e-postasına, LC Waikiki’yi Leyla Zana’nın satın aldığı, ürünlerin parasının da terör örgütüne gittiği yönündeki bir e-posta bir çok kişinin kafasında soru işaretleri oluşmasına neden oldu. Olaydan yaklaşık 1 hafta sonra haberdar olan Tema mağazacılık konuyla ilgili yasal işlem başlatıyor ve akabinde 30 Ağustos zafer bayramını gazetelerde verdiği kutlama ilanları ve internette verdiği reklamlarla olumluya çevirmeye çalıştı. 2 yıl sonra yeniden aynı e-posta atağı ile karşı karşıya kalan marka bu seferde gazete ilanları vererek ortaklık yapısının değişmediğini duyurmak zorunda kaldı.

Danone markasının Sabancı Holding’le yollarını ayırmasından sonra internette yine mail ile bazı iddaalar yayılmaya başlandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkan Prof.Dr.Turan Karadeniz imzası ile yayılan e-posta da, “Şirketin Fransızlara ait olduğu, özellikle gelişim çağındaki çocuklara yönelik ürünlerin kasıtlı olarak ucuza satıldığı, bu yolla da çocukların zihinsel gelişimini engelleyecek bir takım kimyasalların bulunduğu ürünlerin kullanımı ile gelecek nesillerimizin zeki olmasını engelleyecek bir çabanın olduğu” iddaa ediliyordu. E-postanın bir profesörden geliyor olması ve hemen altında irtibat numarası ve e-postanın bulunuyor olması bilginin doğruluğu konusunda bir çok kişiyi şüphelendirdi. Üstelik bahsi geçen profesör KTU’de çalışıyor ve telefon numaraları tamamen doğruydu. Durumdan haberdar olan Danone yetkilileri bir kınama mektubunu Prof.Dr.Turan Karadeniz’e yolladıklarında işin gerçek yüzü ortaya çıktı. Karadeniz’in böyle bir araştırma yapmamıştı ve e-postadan dahi haberi yoktu. Konu Danone ve Karadeniz arasında tatlıya bağlanmış olsa da, sonraki süreçte Karadeniz’in başı gelen telefonlar ve e-postalardan dolayı epey ağrımış. Kendisi sonraki 5 ay süresince konuyla ilgili yaklaşık 3000 e-postaya yanıt verdiğini söylüyor.

 


2004 yılında ağzı yanna firmalardan biri de Polonez oldu. Firma hakkında e-posta yoluyla yayılan iddaalara göre firma ürünlerinde domuz eti kullanıyor aynı zamanda büyük zincir mağazalarda satışı arttırmak için satış müdürlerine rüşvet veriyordu. Polonez bu saldırıyı karşılamak için önce şirket içerisinde bir ekip kuruyor ve aynı e-posta listelerine, iddaaları belgeleri ile çürütecek bir e-posta atıyor. Aynı zamanda gelen srouları da sabırla yanıtlıyorlar. Ardından, büyük market ve parekende zincirlerinde tadım standları oluşturuldu. Bu standlar sayesinde, tüketicilerin ürünlerleri tadarak, beyinlerde oluşturulan kuşkuları gidermeye çalışmışlar. Sonuçta zahmetli bir süreç sonucunda satışları %37 artmış. Polonez’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akkaş, konu ile ilgili yaptıkları araştırma sonucunda bu kara propagandanın bir rakipleri tarafından yapıldığını tespit etmiş. Hatta şirket bu işi bir reklam ajansı eliyle başlatmış.

Konunun uzmanlarının “internette kara propaganda” ile ilgili görüşlerini “İnternet ve kara propaganda -2” yazımızda görebilirsiniz.

 

Faydalanılan Kaynaklar

DW-World
Wikipedia
The Telegraph
Hürriyet

Facebook Yorumları

Etiketler: , , , , , , ,
 
Yazıyı Beğendinizmi?
 
Yazar Hakkında
1976 yılında İstanbul'da doğan Volkan İnanç, Türkiye'nin ilk Google Qualified Company ajansı MoreClick'in kurucusudur. Halen Değişim Grup A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı ve MoreClick ajans başkanı olarak görev yapmaktadır. Arama motoru pazarlama, web site optimizasyonu ve internet reklamcılığı ile ilgili yazılar yazmaktadır.
 
Yorumlar

Süper bir yazı.

Beğendiniz mi ? Thumb up 0 Thumb down 0

05 Eyl 2011, 23:57


Yorum Yap

Adınız soyadınız (gerekli)
E-posta adresiniz (gerekli)

İlgili Yazılar:

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


  • GÜNCEL
  • POPÜLER
  • YORUMLAR
facebookic1328107462
Facebook’un Değeri 104 Milyar Dolar
18 May 2012 tarihinde eklendi.
Google Docs’tan Yeni Araştırma Paneli
17 May 2012 tarihinde eklendi.
facebook-phone
Facebook Uygulama Merkezi Kuruyor
10 May 2012 tarihinde eklendi.
content-is-the-key
İçerik Yönetimi İçin 5 Öneri
01 May 2012 tarihinde eklendi.
facebook-yahoo1
Yahoo Patent Savaşını Kızıştırıyor
01 May 2012 tarihinde eklendi.
google-fermuar
Bu Fermuarın Arkasında Ne Var?
25 Nis 2012 tarihinde eklendi.
social-media-marketing-business-2012-300x449
2012 Hızlı Geliyor
oğuz akdeniz tarafından yazıldı.
Ekran Resmi 2012-01-27 16.52.51
Google Gizlilik Politikası [Video]
rico tarafından yazıldı.
google1
Aramalarda + Kullanmıyoruz
Felipe tarafından yazıldı.
E-Bülten Üyeliği

Efbes.com Hakkında | Sitene Ekle | Efbes.com'da yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamazlar.