Hamza Şamlıoğlu ile Blog Yazarlığı ve Sosyal Medya Üstüne!
Yazan: admin, 05 October 2011

Hamza Şamlıoğlu http://www.teakolik.com Sahibi/Başyazar

Hamza Bey bize biraz kendinizden daha doğrusu teknolojiye olan merakınızdan ve bunu bir internet güncesine dökmeye başlayışınızdan bahseder misiniz?

Öncelikle ilgi ve alakanızdan dolayı teşekkürlerimi sunarak başlamak isterim. Küçüklükten beri elektronik cihazlara karşı ilgim var. Bu ilgi sürekli artarak devam ediyor da diyebilirim. 32 yaşıma geldim hala daha bu keyfi elime yeni bir cihaz aldıkça tadıyor ve heyecanlanıyorum.

Merakım önceleri elektronik devrelerle başladı. Sonra da bilgisayar teknoloji ile tanıştım (1995 yılı) daha sonra da bilgisayar üzerine yoğunlaşarak bu günlere kadar geldim. İşim ve hayatımın bir parçası haline gelen bilişim ve teknoloji dünyası sürekli araştırmayı ve yenilikleri öğrenmeyi gerektiren bir dünya…

İşim gereği de sürekli internette araştırma yaparım. Blog yazmaya karar verdiğim (2005) yıllarda internette maalesef ki bugünkü kadar Türkçe kaynak bulamıyordunuz. O yıllarda hem Türkçe kaynak üreten kişiler çok azdı. Hem de bu kadar çok Türkçe internet sitesi yoktu. Araştırma yaparken her zaman bu sıkıntıyı çekiyordum.

Sonra kendime şu soruyu sormaya başladım. “Neden bir Türkçe kaynak da ben olmayayım?” Madem ki şikayet ediyorum. O zaman ilk adımı atarak internette tecrübelerimi, bilişim dünyası ile ilgili bilgimi Türkçe olarak insanlara sunmak istedim. Bu düşüncemin bir uzantısı olarak önce “TEAkolik.info” sonrasında profesyonel olarak yazmaya başladığım “TEAkolik.com” adresim ortaya çıktı.


İlk blog yazarlığına başladığınızdan bugüne hayatınızda ve blog sistemlerinde neler değişti?

O zamanlar portal sistemler pek yoktu. HTML olarak başladığım blog dünyasına ücretsiz servisler (8m.com) ortaya çıktı. Sonrasında Phpnuke müthiş bir şekilde popüler olmuştu. Bir portal olarak kullanılan Phpnuke sistemini ben blog olarak editliyordum. Ardından Mambo çıktı. Müthiş bir devrimdi benim için. Sonralarında güvenlik problemlerinin ortaya çıkması ile kendimi Joomla dünyasına atmıştım. Bir süre sonra WordPress ile tanıştım. O gün bu gündür de WordPress ile blog yazmaya devam ediyorum.

Bir blogger için alt yapı birinci öncelik, host sıkıntıları ve diğer problemler her zaman blog dünyasının zorlukları olmuştur. Eğer iyi bir hosting ve iyi bir CMS alt yapınız yoksa canınız ileride çok fazla sıkılacak demektir.

Birçok sıkıntı yaşadım ama Host problemlerinden fazla beni zorlayan bir sıkıntı olmamıştı. O günlerde bir blog girdisi bir saat vakit alabilirken şimdilerde birkaç saniyede yazınızı girip sisteminizde yayınlayabilmektesiniz. Artık çok daha kullanışlı ve hiçbir bilgisi olmayan birinin yazabileceği kadar basit bir dünya…

Eskiden FTP bilgisinden tutun da basit kod bilgisine kadar birçok sorun varken şimdilerde sadece tek bir tıklama yetiyor hatta artıyor…

 

İstikrarlı ve popüler bir blog yazarı olmayı nasıl başardınız? Bu işe yeni başlayan ya da sizin gibi olmak isteyen arkadaşlara neler tavsiye edersiniz?

Sanırım bunun en basit cevabı “Karşılık beklemeden yazabilmektir.” Birçok blog yazarı bu işten popüler olmak, reklam paraları kazanmak, markalarla sıkı ilişkilere girmek, bilinirlik, uzmanlık sıfatı hatta Sosyal Medya uzmanlığı” gibi farklı beklentiler içerisine giriyor. Bu tarz beklentilerle bu işe başlayan birçok kişinin blog yazmayı bıraktığını gördüm. Sebebi ise kısa süre içerisinde bu beklentilere sahip olamamak…

Bir başka sorun da yukarıda belirttiğim gibi iyi bir alt yapıya sahip olmamak ve iyi bir blog sistemi seçmemektir. Blogspot gibi bir free sistem seçip 1 sene yazdıktan sonra devletimizin blogspotu engellemesi ile blog yazmaktan vazgeçen yüzlerce blog yazarı var… Kısacası alt yapınızı baştan düzgün bir şekilde seçmeniz gerekiyor…

Ya da aynı şekilde host sıkıntıları ve maliyetler… Biraz hitleriniz artınca host firmanız sizi bir üst pakete geçmek için zorlar, bir üst paket, bir üst paket derken host maliyetleri artar. Adsense gibi bir reklam hizmetiniz var ve bu maliyeti karşılayamıyorsa… Maalesef ki birçok kişi gibi siz de blog yazmayı bırakabiliyor, ya da ara verebiliyorsunuz.

Bir başka nokta da yazarken kasmadan, özgürce yazmaktır. İlk başlarda günde 3-4 yazı yazıp bir sonraki ay ayda 3 yazıya ardından 3 ayda bir yazmaya ve sonunda bu işi bırakmaya yüz tutmuş birçok blogger tanıdım. Hepsinin sorunu aynıydı. Sürekli yazamamak ve blog yazmak için kasmaları…

Kasmaya hiç gerek yok. Büyük bir istekle başlayıp günde 3-4 yazı yazmak için kasacağınıza haftada bir tane yazsanız ve her hafta yazarak bunu sürekli hale getirseniz çok daha uzun ömürlü yazarsınız. Asla ve asla bıkmazsınız.

Bir diğer etken de birazcık popüler olduktan sonra Sosyal Ağlara kaymaktır. Elbette ki sosyal ağları kullanıyoruz ve kullanmalıyız. Fakat bir blog girdisi yazmak yerine birkaç Tweet atıp bir Facebook notu yazmak… İşte o zaman blog yazmanın manası kalmıyor. Hem daha hızlı hem de çok çabuk etken aldığı için birçok kişi blog yazmak yerine Mikroblog dünyasına kaymakta… Sonuç olarak blogger yerine mikroblogger ardından da blog yazarlığına son verilmekte.

Bunun gibi belki 10larca daha madde sayılabilir. Kısacası özgün olmak, özgür olmak, sabırlı olmak ve sürekli yazmak en önemlisi de karşılık beklemeden yazabilmek. Sanırım yıllar boyunca bu işi yapabiliyorsanız. Sonunda bir şekilde karşılığını alabiliyorsunuz. :)


Blogların ve blog yazarlarının sosyal medya içerisindeki yeri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Benim kanaatimce blog yazarlığı sosyal medyanın temel direklerinden bir tanesi ve

uzun yıllar boyunca da yerini koruyacak en önemli parçası blog yazmaktır. Yurt dışında özelliklede Avrupa’daki yazarlara baktığımız zaman bir gazete ya da köşe yazarından farksız olduğunu görmekteyiz. Her ne kadar ülkemizde değeri bilinmese de benim görüşüm bir gazetenin büyük bir gazetenin başyazarlığı ile teknoloji sektörünün lider bloglarının yazarları aynı hatta blogların çok daha değerli olduğudur.

Şöyle bir düşünün şuan ülkemizdeki en popüler gazete kaç satıyor? 1 milyon? 500bin? Peki bu gazeteyi alan 1 milyon kişinin kaç tanesi o yazarı okuyor? %10 ? %5 ? Ben size şunu söylemek isterim. İyi bir blogger ülkemizde aylık 100bin ve üzeri okunabilmekte üstelik %100 …

Onlar kıymetleri bilinmese de markalara yön verebiliyor, sosyal medyadaki reklam ve kampanyalarda büyük etki ve etken sahibi olabiliyor, firmalara onlarla nasıl iletişime geçileceğini öğretiyor, her zaman farklı görüşler olduğunu ortaya koyabiliyor.

Kim bilir? Belki 1-2 yıl sonra bir teknoloji blogger’ı gazete ve televizyondan önce iPhone 7′yi inceler ve satışı için basına ilk duyuruyu kendi ana sayfasından verir?


Blog yazarlığında sizi en çok motive eden şey ne oldu?

Sanırım 4-5 sene önce bloğumdaki yazılardan bir tanesi için aldığım aşağıdaki yorum ve benzerindeki yorumlar beni daha çok yazmaya, daha çok motive ediyor. Yazdığım yazıda bilgisayarınız çöktüğü zaman şifreli belgelerim ve masaüstü klasörlerine nasıl erişilebileceği hakkındaydı.

“Size çok teşekkür ederim. Sayenizde bilgilerimi kurtardım. 2 yıl önce bilgisayarım çökmüştü ve bilgisayarcılar bu klasörlerin şifreli olduğu için kurtarılamayacağını söylüyordu. Avrupa’da okuyan kızımın resimleri saklıyordum. Sildirmedim. Yazınızı okudum ve 2 yıl boyunca sakladığım resimleri kurtardım. Ne isterseniz dileyin benden… Çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız iyi ki yazmışsınız.”

Benim için blog yazmanın karşılığı bu başka hiçbir şey beklemedim beklemiyorum…


Sosyal medyanın ve sistemlerinin gelişmesinin size katkıları neler oldu, blogunuzu nerelere entegre hale getirdiniz?

Bana en büyük katkısı Google gibi bloğuma ziyaretçi kaynağı olmalarıydı. Sosyal ağları da kullanıyorum. Bir blog yazısı yazdığımda bu platformlarda paylaşarak daha büyük kitlelere, daha hızlı yayılmasına yarar sağlamakta. Benim arkadaşlarım, arkadaşlarımın arkadaşları, onların arkadaşları derken bir anda ilgi çekici bir yazı bloğumun tek başına Google ile ulaşamayacağı yerlere ulaşamayacağım kişilerin önlerine getirebilmekte.

Mesele bu ağları bloğunuz ile birlikte kullanmak, hatta bloğunuz için kullanmaktır. İlk başlarda sadece birer RSS okuyucusu entegresi varken şimdilerde Twitter, Facebook kişisel profilim, Facebook fan sayfam, Google Plus, Friendfeed ve diğer birçok ağ üzerine yeni yazılarım otomatik olarak düşmekte…

Bunların yanı sıra yazılarımın altlarına koymuş olduğum Twitter, Facebook paylaş butonları ve Google+1 entegre ederek okuyucularımın kendi ağları üzerinde paylaşmalarını sağladım. Bu tarz paylaşımların blog yazılarımın okunması için çok büyük ve önemli etkileri olmaktadır.

Kısacası özgün olmak, özgür olmak ve sürekli olmanın yanı sıra aracınıza bir de nitro taktırmanız gerekli yani bloğunuzun turbosu sosyal ağlarda paylaşımdır…