Av.Sertel Şıracı: 5651 Sayılı Yasa Varken Zaten Filtreye Gerek Yok!
Yazan: admin, 28 November 2011

İnternette sansür ve filtre tartışmaları zamanında epey yapılmıştı. Filtrenin yürürlüğe girmesi ile beraber aynı tartışma tekrar alevlendi. Biz de Efbes olarak, konu hakkında yazıları olan uzmanlara bazı sorular yöneltmek istedik.

Bilişim avukatı Sayın Sertel Şıracı‘ya görüşlerini bizlerle paylaştıkları için teşekkür ederiz.

 

Bazı çevreler filtre paketlerinin aslında sansur olmadığını, çünkü eğer hiç bir filtre paketi seçilmezse zaten normal paket satın alındığını, diğerlerinin kişinin tercihi ile alındığını söylüyor. Bu durumda sizce bir sansürden söz edilebilir mi, neden?

Av.Sertel Şıracı : Bu idari karar ilk gündeme geldiğinde internet kullanıcılarının isteyip istememesine bakılmaksızın standart bir filtre söz konusuydu. Şu anki uygulamada ise aile veya çocuk filtresini kullanıcı dilerse seçiyor. Nitekim zaten 5651 sayılı yasadaki katalog suçların çok geniş yorumlanması nedeniyle bu filtrelere gerek kalmaksızın birçok siteye erişim halen engelli, yani aslında filtreye çok da ihtiyaç yok.
Bu yeni uygulamadaki tartışmada aile ve çocuk filtrelerine eklenen sitelere kimin karar vereceği hususudur. Bu engellenen sitelerin listesi yine yayınlanmayacak, bu nedenle de engellenen sitenin Türkiye’de muhatabı yoksa bu sitenin filtreye takıldığını öğrenmesi ve itiraz etmesi mümkün değil. Bu listeleri belirleyen kurullar ve üyeleri eğer Devlet tarafından belirleniyorsa konu yine sansüre gelmektedir. Özel yazılımların filtrelerini kullanıcılar kendisi kullandığında sansürden bahsetmiyoruz ama bu filtreyi takan Devlet olunca haklı olarak sansür de gündeme gelmektedir.
Olması gereken hukuk açısından yapılması gereken bu düzenlemelerin kanun ile yapılmasıdır. Nitekim temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ancak kanun ile yapılabilir. Eğer siyasi irade bu hususta düzenleme yapmak istiyorsa bunu hukuk devletine yakışır şekilde yapmalıdır.

 

Yine bazı görüşler, filtre olayının değilde, mahkeme kararı olmaksızın site kapatmaların sansür olduğunu, filtre uygulamaının ise bambaşka bir konu olduğu konusunda yoğunlaşıyor. Yine aynı görüştekiler, site kapatmalara karşı olduklarını çünkü bunun sansür olduğunu, filtre olayının ise paketi alan kişi için bir tercih seçeneği olduğunu ve sansür kapsamında değerlendirilemeyeceğini söylüyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Av.Sertel Şıracı : Bir mahkeme site engelleme kararı veriyorsa bu bir yargılamanın sonucudur. Bu nedenle buna bir idari kararla engellenen site ile bir mahkemenin tarafları bir araya getirdikten sonra verdiği kararı bir tutmamız doğru olmayacaktır. Hatta olması gereken de mahkeme kararıyla sitelere engelleme kararı verilmesidir. Siteler dokunulmaz değildir, o sitede suç unsuru oluşturan bir içerik varsa, hak ihlali mevcutsa, site sahibi bu hususta gereği yapmıyorsa, mahkeme son çare olarak siteye erişimin engellenmesine kararı verilebilir.

Burada kullanıcıların kendi rızası ile yapılan bir uygulama olduğu için sansür değildir tezi gündemdedir. Fakat bir yandan da sistem servis sağlayıcıların bu paketleri oluşturmasını emretmekte, bu engellenecek sitelerin listesini de kendisinin vereceğini bildirmektedir.

 

Dünyada diğer ülkelerde benzer uygulamalar (filtre uygulamaları) var mı?

Av.Sertel Şıracı : Avusturalya’nın da bizim sistemimizi inceleyip uygulamak istediği söylenmişti. Uygularlar mı bilemiyorum. Fakat Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, ve AGİT’in defalarca belirttiği gibi filtreleme ve erişim engelleme ile güvenlik sağlanamaz, bunun tek yolu eğitimdir.