Duransel ve Zülfikar Doğan: Sosyal Paylaşım Ağlarını Sorgulamalıyız
Yazan: admin, 03 October 2011

Sitenin kurucuları Duransel Doğan ve Zülfikar Doğan: “Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insana ait kişisel bilgileri “ticari bir meta” olarak satışa sunuyorlar. Zaten Facebook ile CIA’nın işbirliğine yönelik haberlerde yansıyor medyaya. Hal böyle olunca, bireysel özgürlüklerle diğer boyutları karşılıklı kıyaslamak gerekiyor. İnsanların arkadaş bulmaları, resimlerini yayınlamaları bir boyut, bunların farklı amaçlar için başkalarınca kullanımı ayrı bir boyut. O nedenle sosyal paylaşım ağı gibi masum bir adın arkasındaki gerçekliği de ciddi olarak irdelemek gerek kanısındayız.”

2007 yılında SELLER MEDYA ve YAYINCILIK bünyesinde kurulan www.korhaber.com, yayın politikaları, ilkeli habercilik anlayışı ve tarafsız-doğru haberciliği ile bugüne taşınan okurların severek ve beğenerek takip ettiği bir haber sitesi.

Sitenin kurucuları deneyimli, birikimli ve mesleki saygınlığı ilke edinmiş gazetecilerden Duransel Doğan ve Zülfikar Doğan internet gazeteciliği ile ilgili  www.efbes.com sitesinin sorularını şöyle yanıtladı.

Geçtiğimiz yıllarda büyük gazete, televizyon kanallarının internet siteleri ve birçok portal ve haber sitesi foto galeriler yüzünden filtrelere takılıyordu. İçerikler de her geçen gün biraz daha erotik bir hal alıyordu. Aslına bakarsanız 2011 yılında bile bu konuda çok ciddi bir gelişme de yok. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Her medya kuruluşunun belirlediği bir yayın politikası olmalıdır. Seviyeli, kaliteli, doğru ve ilkeli, özgün ve yenilikçi haberciliği benimseyen bir yayın organının filtrelere takılma olasılığı yüzde 80 yoktur.

Belirttiğiniz gibi giderek erotik bir hal alan haber sitesinden daha çok porno sitelerini andıran yapılanma; kimi medya kuruluşlarını tatmin etmekte ne yazık ki…

Ancak bu durum özgür medyayı tutsak edemez. Biz haber sitesi olarak süzülmekten yana değiliz yani medya özgürdür ve özgürlük boyutu medyanın yayın politikasında saklıdır.
Porno ve erotizmi ilke edinen, habercilik anlayışını bu anlamda geliştiren medyanın filtrelenmesi emin olunuz ki hiçbir şeyi değiştirmez.

Özetle; pornoyu süzerken içinde seks hapı geçiyor diye çok nitelikli bir haber sitesi de aynı süzgeçte kalarak yüzde 20’lik bir risk taşır.

Bir haber sitesini – içerik anlamında soruyorum- çok okunduğu ve çok tıklandığı için tüm siteyi 3. sayfa haberi ve magazinle doldurmak doğru mu? Etik çerçevede nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca bu şekilde sağlanan ziyaret ve tıklanma oranlarının siteye ne gibi faydaları veya zararları olabilir?

Bir haber sitesinin çok okunması, çok tıklanması o sitenin çok iyi olduğu kriterini doğrulayamaz. Önemli olan haber sitesinin içindeki nitelikli doluluk ve okurların o haber sitesinden aldığı kazanımlardır.

Bir site tıklanmış 100.000…. Okur yorumları “ Oooo… Maşallah Allah için güzel hatunmuş…” vb…

Bir site tıklanmış 10.000… Okur yorumları “teşekkürler bizleri aydınlattığınız için…” vb..
Şayet bir haber sitesi olarak okurlarla buluştuysanız, örnekteki az tıklanan site hem okur hem de reklamverenler açısından daha değerlidir. Üstelik reklam verenlerin çok daha fazla özen göstermesi gerekli “site” grubundadır.
Her insan içeriklerine göre istediği-beğendiği siteyi takip eder. Ancak bir haber sitesi porno sitesi, arkadaşlık sitesi, evlendirme merkezi,…, değildir. Gündemi takip etmek, 24 saatlik zaman diliminde ülke ve dünya genelindeki gelişmelerden haberdar olmak için vaktini bir haber sitesine ayıran okura, boy boy mankenlerin çıplak fotoğraflarını göstermek ulusal bir haber portalının yayın politikasına yakışmayandır.

Yukarıda sorduğum 2 soru paralelinde www.korhaber.com sitesi bu anlamda nasıl bir yol tutuyor?

KORHABER öncelikle haberciliği ilke edinmiş olup, her haber kategorisine eşit mesafede yaklaşan seviyeli bir haber sitesidir. Gündemi belirleyen kategorilerin içinde; ekonomi, siyaset, yaşam, sanat, magazin, spor, bilim ve teknoloji, eğitim, dünya, müzik, medya, sağlık,… haberleri gerek nitelik gerekse görecelik açısından bir ayrım teşkil etmez. Bir ekonomi haberine verdiği önemle, bir magazin haberine verdiği önem değişmez, çünkü hepsi haberciliktir ve hepsi ayrı ayrı uzmanlık gerektirir.

KORHABER’in zaten çok saygın bir okur kitlesi mevcuttur. Çok tıklanma-çok okunma gibi bir kaygısı olmadığı için de pek çok sitede mevcut olan seviyesiz foto galeriler-videolar ve toplumsal ahlakı çökertecek nitelikteki haberleri reyting uğruna barındırmaz.

Ancak ne yazık ki; reklam verenler açısından bu durum aslında çok büyük bir karmaşa… Nitelikli-içerikli bir haber sitesinin reklam alma şansı diğerlerine göre çok az, hatta hiç yok da denilebilir. Zira reklam verenin kontrol ettiği sayaç tık-tık atınca, tüm siteyi 3. sayfa haberi ve magazinle dolduran haber siteleri de ister istemez hak ettiği reklamı alamayan sitelere üzülerek bakıyorlardır.

İyi bir haber sitesinde, gazete ve dergilere oranla daha fazla haber var. Sizce çok haber mi girmek önemli yoksa kalite haber mi?

Elbette bizim için öncelik kaliteli haber…
Çok haber isterseniz, bu teknik anlamda hem çok kolay hem de zahmetsiz… Zaten yasal zorunluluk gereği ajanslara abone olmak zorundasınız, kopyala-yapıştır ama ajansa para ödeme ilkesi bizler için geçerli değil. Duyuyoruz, görüyoruz bugün öyle siteler var ki reklamdan açılmıyor ama ajans abonelikleri çalma-çırpma…

Neyse biz kendi örneğimize dönelim, yasal olarak ajanslara abonesiniz. Ajanslardan gelen haberleri XML metodu ile üstelik hiç yorulmadan aynı haberi alıp siteye kondurmanız saniyeler içinde mümkündür. Bu şekilde 3000 haberi siteye doldurdunuz. Okur hangi birini, nasıl ve hangi zaman diliminde okuyacak? Bu okura ve haberciliğe saygısızlıktır.

Hatta biraz daha teknik olarak kolay bir metodu paylaşalım. Öyle siteler var ki, kendi sitesine haber girmek için tıklamıyor bile. Gözüne kestirdiği bir sitenin haberlerini “ufak bir programatik yazılımla” kendi sitesine indiriyor, sitenin çalışanı bile yok ki haber editörü-koordinatörü olsun. Ve kendilerinin tıklamadığı siteyi ne yazık ki suçsuz ve günahsız okurlar tıklıyor. Pek tabi bu çok çirkin bir site ahlakı..

İnternet haberciliği hızlı, güvenilir, doğru ve kaliteli haber anlayışını gerektirir.

Okurlarınızdan mutlaka siteyle ilgili, yayınlanan haberlerle ilgili sorular geliyordur. www.korhaber.com ’a okurlardan en çok ne tip sorular geliyor mesela?

Haber sitemize “yazarlık” isteği ile ilgili sorular sıkça geliyor. KORHABER’in yazar kadrosu pek çok sitede olduğu gibi “bütün yazarları sitene yerleştir” mantığıyla kurulmamıştır ve sadece A görüşündeki yazarlara yer verilmemiştir.
A’dan Z’ye siyasi düşüncesi ne olursa olsun; yazdıklarıyla okurlarımıza bir katkı sağlayan onlara ufuklar açan aydın ve saygın bir yazar kadrosu her haber sitesi için ciddi bir kazançtır.

“Sitenizde yazmak istiyoruz…” şeklindeki sorulara imkanlarımız dahilinde yeni yazar kazandırıyoruz.

Sitemizde yayınlanan haberlerle ilgili pek soru gelmiyor zira her kategoride zengin ve içerikli-kaynağı belli haberler, haber kaynağı güvenilir özel haberler yer aldığından olsa gerek…

Bildiğiniz gibi haber sitesi okurları haberlerin altına yorumlar yapabiliyor, aynı habere yorum yaparken, okurlar kendi aralarında tartışıyorlar, hatta kavga ediyorlar okurlarınızla ilgili bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Çok güzel bir soru…
Gerçekten haberlerin okurlar tarafından yorumlanıyor olması hatta o yorumların sosyal medya ağlarında da paylaşılıp, tartışılıyor olması internet haberciliğinde güzel bir kazanım…

Bununla ilgili çok özel bir anımızı paylaşmak isteriz…

İsmi biz de saklı bir okurumuz, yaklaşık 40 yorum yapılmış ve hararetle tartışılan bir haberimize şöyle bir yorum eklemişti.

“Duransel Abla-Zülfikar Abi artık sıkıldım. Şu haberi sitenizden kaldırsanıza…”
Tanıyor muyuz? Hayır, isme baktık, anılarımızı tazeledik yok böyle bir okuru hatırlamıyoruz. Güldük, pek tabii sevindik… Sonuçta KORHABER OKURU, bizim bir parçamız ve elektronik ortamda tanıştık. Nezaketen okur yorumları datalarımızdan e-postasına bir mesaj gönderdik.

“Çok Sevgili Okurumuz,
Seviyeli tartışma, insanlığı hep bir adım ileri götürür. Ne yazık ki bu isteğinizi gerçekleştiremiyoruz. İnternet haberciliğimiz güvenilir bir sunucuda dün-bugün-yarın ve geleceğe hizmeti ilke edinmiştir. Hiçbir şey yok edilemez, yok etmek isteseniz de…
Korhaber’i izliyor olmanızdan mutlu olduk, teşekkür ederiz.”

Türkiye’nin herhangi bir yerinde gerçekleşen bir olay, sıcak bir gelişme, internet sayesinde son dakika haberi olarak tüm Türkiye’ye hatta dünyaya anında ulaştırılabiliyor. Bu aslında hem çok güzel, hem çok tehlikeli; hız ve rekabetin habercilikteki önemini fazlasıyla arttıran bir durum. Peki haberin gerçekliğini / kaynağını doğrulamak konusunda taviz vermeme sorumluluğu nasıl kazanılacak? Bunun sistematiğini nasıl sağlanabilir?

Çağın gerçeklerinden kaçamazsınız. Eskiden bırakın interneti, bilgisayar kullanabilen ne bir gazeteci vardı ne de gazetecilere – muhabirlere – editörlere sunulan bilgisayar destekli internet alt yapısı. Gazeteci-muhabir haber kaynağına ulaşır, o kaynağı süzgeçten geçirir ve ertesi gün çıkacak gazetenin haberini daktilosunda yazardı. Ya sonra? Ya teleksle haber merkeze geçilir ya da fakslanırdı. Sonrasında sayfa sekreterleri haberi gazeteye girecek şekilde dizerlerdi.

İsterseniz bugüne dönelim medya çalışanları öylesine şanslı ki? Haberi yaz anında internette… Teknik olarak her şey çok kolay… Haber kaynağınız, elektronik ortamda siz aramadan masabaşınızda. Bir haber değil, yüz haber dizilmiş e-posta kutunuzda.

İşte gerçek habercilik bu noktada başlıyor: Haberin kaynağı ve içeriği doğrulanmak zorundadır. İsterse zaman diliminde gerekirse üç saniye geri kalmak pahasına da olsa, doğruya ve gerçeğe ulaşmak habercinin en temel ve en vazgeçilmez ilkesi olmalıdır. İster yazılı ister görsel ister elektronik medya ortamında…

Geçtiğimiz aylarda Kuzey Afrika’da medyadan gelen toplumsal ve siyasal olaylar da yüzbinlerce insan internet üzerinden örgütlendi. Özellikle Facebook ve Twitter’ın siyasi ve toplumsal olaylardaki gücü ve etkisine baktığımızda karşımıza çıkan tablo demokrasi açısından son derece ümit verici olsa da, acaba henüz farkına varamadığımız bazı tehlikeler de içeriyor mu?

Elbette içeriyor….

Facebook cinayetleri, twitter geyikleri, google’da para kazanma sahtelikleri aldı başını gidiyor. Toplumu oluşturan bireyler sosyal paylaşım ağları olarak adlandırılan bu yapılar üzerinden kendilerini, kimliklerini, çevrelerini sergiliyorlar. Bu bir anlamda günümüz insanının yalnızlığının dışa vurumu olsa da kanımızca ciddi riskler içeren bir yapılanma. Hedef ve amaç önemli. Yani burada derlenen bireysel bilgi arşivini hangi amaçla kullanıyorsunuz. Hatırlarsanız facebook bu yönde bir adım attı ve bireysel profilleri açık arttırmaya çıkarttı. Düşünün dünyanın dört bir yanından milyonlarca insana ait kişisel bilgileri “ticari bir meta” olarak satışa sunuyorlar.

Önde gelen istihbarat örgütleri de bu profilleri elde etmek istiyor. Zaten Facebook ile CIA’nın işbirliğine yönelik haberlerde yansıyor medyaya. Hal böyle olunca, bireysel özgürlüklerle diğer boyutları karşılıklı kıyaslamak gerekiyor. İnsanların arkadaş bulmaları, resimlerini yayınlamaları bir boyut, bunların farklı amaçlar için başkalarınca kullanımı ayrı bir boyut. O nedenle sosyal paylaşım ağı gibi masum bir adın arkasındaki gerçekliği de ciddi olarak irdelemek gerek kanısındayız.

Dijital gazetecilik denince ne anlamalıyız? Dijital gazetecilik ve ‘geleneksel’ gazetecilik arasındaki farklar nelerdir sizce?

Teknoloji ve Gazetecilik birleştiğinde Digital Gazetecilik kavramı doğuyor. Kimilerince Digital kimilerince İnternet gazeteciliği olarak adlandırılıyor.
Biz de şöyle adlandıralım; çağın en son teknolojisiyle taçlandırılmış saygın bir meslek gazetecilik. Mesleğin önüne, isterseniz iPad getirin isterseniz internet isterseniz digital getirin; gazetecilik yine en öndedir.

Siz mesleki bilgi-birikim ve deneyimlerden yoksun iseniz zaten yaptığınız iş “Gazetecilik” değildir, teknoloji isterse sizi sarıp sarmalasın.

Geleneksel Gazetecilik ve Digital Gazetecilik arasında elbette farklar vardır ancak bu farklar mesleğin içi-çekirdeği-özü niteliğinde değildir.

En belirgin farklar:
Biri gündemi takip ederken saniyelerle yarışan dakikası dakikasına gelişmeleri veren e-gazete, diğeri bir gün öncesinin haberlerini veren basılı gazete…

Birinde haberciler mobildir, diğerinde sabit ve koltuklara bağımlıdır.
Örnekleri çoğaltabiliriz ancak bizim felsefemiz GAZETECİLİK MESLEĞİ HER YERDE DEĞERLİDİR ANCAK BU SEKTÖRDE ÇALIŞANLARIN, TEKNOLOJİYİ HERKESTEN ÇOK KUCAKLAMASI GEREKLİDİR.

Dijital teknolojiler sayesinde artık gazetecilik yapmak eskiye göre daha mı kolaylaştı? Dijital gazeteciliğin en büyük dezavantajları neler? Hangi konularda dikkatli olmak gerekiyor? Diğer bir deyişle, dijital gazetecilik farklı standartlar gerektiriyorsa bunlar neler olmalı?

Dijital teknolojiler sayesinde gazetecilik aslında pek de kolaylaşmadı.Niçin?

Eskiden gazetecinin en küçük başarısı “en büyük” olabiliyordu… Şimdi ise bu o kadar kolay değil.

Örneğin eskiden bir magazin editörünün Ajda Pekkan’la yaptığı bir söyleşisi olay yaratabiliyor, gazetenin magazin sayfası için manşet olabiliyordu. Ama bugün için her magazin manşeti bir Ajda Pekkan… Kimin yazdığı belli değil, hatta öyle oluyor ki farklı ajanslardan aynı haber geliyor, ve kimin haberi? Bu belli değil…

Yani Dijital gazeteciliğin en büyük dezavantajı dev bir havuz, bazen boğulma hatta kaybolma hatta ve hatta yok olma tehlikesi bile olması…

İnternet gazeteciliğinin kanundaki yeri nedir? Yaşadığınız hukuki sorunlardan bahseder misiniz biraz da?

Türkiye’de internet gazeteciliğinin henüz bir yasası yok, bununla ilgili çalışmalar olsa da ne yazık ki yazılı ve görsel medyadan daha güçlü durumda bulunan İNTERNET MEDYASININ HUKUKU şu an boşlukta.

5651 sayılı internet yayınlarını düzenleyen bir yasa var. Alel acele çıkartılmış ve interneti düzenlemeye çalışan bir yasa, o da yeterli değil pek tabii…

İnternet gazeteciliği şu an önemsenmiyor, buralarda çalışan insanları gazeteci olarak kabul etmiyorlar. Çalışanların sarı basın kartı dahi yok ve gazetecilik haklarından yararlanamıyorlar. Oysa 24 saat hızlı haberin emekçileri onlar. Pek çok yazılı medyanın da bedava haber kaynağı!

Düşünün, internet gazetecileri basın toplantılarına dahi çağırılmıyorlar, başbakanla uçmaları ne mümkün! Ancak yayın yoluyla suç işlerlerse mevcut basın kanunu işleme giriyor. Kısaca internet medyasına ödül yok, ceza çok. Şu anda TBMM’nin yeni dönem çalışmaları arasında İnternet Medyası’na yönelik hukuki altyapı oluşturma hazırlıkları da var. Ancak bu hazırlıklar kapalı kapılar ardında yürüyor ve meslek kuruluşlarının da ne yapılacağı konusunda fazla bir bilgisi yok. Oysa öncelikle halen büyük özveriyle bu alanda çalışan, var olan, hizmet sunanlarla bire bir temasa geçilerek görüş ve öneriler alınmalı düşüncesindeyiz.

Geleceğin yeni medya düzeni içerisinde internet gazeteciliğinin yeri sizce ne olacak?

Tek cümleyle, İnternet Medyası çığ gibi büyüyecek ve giderek internet gazeteciliği saygın-aranılır ve lider konumunda olup, hızla yükselecektir.

Ayrıca şu an pek çok işsiz gazetecinin yeni adresi internet medyası olacaktır. Oysa bugün bazı işsiz gazeteciler(!) mevcut internet medyasında çalışır olabilmenin onurunu ve gerekliliğini taşımıyor. Belkide ismi-cismi büyük bir gazetede çalışıyor olmanın havasına-suyuna çok alıştılar. Onlara göre İnternet Medyası küçük, havasız, susuz.

Sizce sosyal medya teknolojileri yaşamımıza daha neler katacak? Bunların gazeteciliğe etkileri nasıl olacak?

Yukarıda değindiğimiz gibi, sosyal medya teknolojileri, sosyal medya ağları bir yanıyla bireylerin yaşamlarına farklı bir boyut katsa da yaşamlarının “özel” boyutunu yok ettiğini görmek gerek.

George Orwell’in Big Brother ya da 1984 kitaplarındaki gibi, bir yandan sosyalleşirken, bu ağlarla özgürleştiğimiz düşünürken gerçekte “büyük gözaltılar” yaşadığımızın farkına varmamız gerek. O nedenle de işin medya boyutuna, gazetecilik boyutuna baktığımızda medyadaki “özel yaşam alanı” kavramının içeriği konusunda sosyal ağlarla birlikte yeni tanımlama, kavramlaştırma gerektiği ortada.

Yeni gelişen medya teknolojileri medya etiğine nasıl katkı sağlayabilir?

Medya etiği günümüzde en çok tartışılan konuların başında geliyor. Sadece medya etiği değil, genel olarak meslek etiği. Yani doktorlukta da, gazetecilikte de, mühendislikte de öncelik mesleğe saygı, meslek ahlâkına saygı.

Teknoloji ancak bu ahlâkı ileri götürme amaçlı olmalı.

Medyada teknolojik gelişim, teknolojik devrim her dönemde ön planda oldu. Siyah-beyaz gazetelerden renkli web ofsete geçiş, sinemada, televizyonda tamamen veya kısmen renkli yayına geçiş hep teknolojik atılımlarla mümkün oldu. Günümüzde stereo, Dolby stereo, HD teknolojileri, ses, görüntü ve baskıda yeni teknolojiler, radyoculukta FM dalga boyutu, artık haberciliğin cep telefonlarına, iPad, iPhone’lara yayılması, her an, her yerde habere, bilgiye ulaşma olanağı, mobil internet, wi-fi gelişmeleri medyayı sınırsızlaştıran yenilikler.

İşte bu noktada meslek ahlâkını muhafaza etmek, bunu başarmak önem kazanıyor. Bir bomba patladığında siz gazeteci olarak o anda orada olmasanız bile, orada bulunan birisi cep telefonuyla kaydettiği görüntüleri medyaya pazarlayabiliyor. Telefon dinlemeleri, gizli görüntü kayıtları, diğer teknolojik aygıtlarla yapılan meslek dışı haberleştirmeler, doğal olarak bir süzgeç gerektiriyor. Burada da bireylerin mesleğe saygıları, meslek ahlâkına verdikleri değer ve ilkeler öne çıkıyor.

iPad ile popülerleşmeye başlayan tablet kullanımı sizce gazeteciliği ve okuma alışkanlıklarını nasıl etkileyecek?

Çağın teknolojilerine dar bir gözlükle bakmamak gerekir. iPad teknolojisinin çok faydaları olduğu gibi zararları da var ama fayda-zarar terazisini doğru kontrol etmek gerekir. Çağın teknolojileriyle doğru orantılı olarak okuma alışkanlığı sanal ortamda doğal olarak artacak.

Ancak yıllarca gazete-dergi- kitap okuma zevkini yaşayan genç-yaşlı bir birey bu zevkini bir iPad ile öldürmeyecektir.

Gazetecilik boyutuyla baktığımızda da aslında bir kazanım söz konusu. Mesleki birikim-deneyim-medya etiği asla değerini yitirmeyecektir, sadece haberler dilendiği mecrada okunacaktır. İnternet medyası ne kadar süratli olsa da yazılı medyanın elle tutulur, özelliği rekabeti tetikleyecektir. Daha önce TV ile rekabet edemeyeceği öne sürülen yazılı medya nasıl bugüne kadar var olduysa ve görsel medya çoğu zaman yazılı medyanın haberleriyle kendisini var ediyorsa, aynı şekilde internet medyasının karşısında da yazılı medya kendisine mutlak bir çıkış yolu bulacak, rekabeti göğüsleyecektir.

İnternet haberciliğinin ivme kazandığı, hatta nerdeyse zirve yaptığı şu günlerde gazete haberciliğinin ve dergiciliğin internet haberciliğiyle yarışması zor, değil mi?

Elbette zor ama aşılması güç bir engelde değil… Hepsinin yeri ayrıdır. Kimi insan haberleri-yazarları mis kokan gazete yaprağında okur… Espiriyle yaklaşırsak kimisi de tablet şeklinde yutar! Dolayısıyla çağ ne kadar gelişirse gelişsin, bilinen-mevcut olan her çağda önemini yine koruyacaktır.
Olaya dilerseniz farklı bir pencereden de bakalım;

Öyle bir zaman gelecek ki, bugünkü genç kuşak haberciler yarının örnek alınacak birikimli-donanımlı duayenleri olacak ve yeniler (insan-teknoloji) hep doğacağından mevcut teknolojiye ilave daha nice iPad’ler karışacak.

Değişen sadece teknoloji… Her çağın teknolojisiyle uyumlu haberciler hep olacaktır.
Hatta bu kadar hızlı değişim bir yerde “Yazılı Medya” için bir avantaj olarak da kabul edilebilir. Zira 20-25 yıldır gazetesine hiçbir yenilik katmayan medya patronu belki ciddi bir atağa geçecek, internet okuru kadar gazete okurları da çoğalacaktır.

Mevcut yazılı medya, ne yazık ki şu an internetin çok gerisinde…

Yeni haber sitesi kuracaklara tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni haber sitesi kuracaklara ilk tavsiyemiz elbette “meslekten olmaları” yönünde olacaktır. İkinci tavsiyemiz, teknolojinin getirdiği yeniliklere açık olmaları ve ihtiyaç dahilinde teknik eğitimler almaları…

Artık habercilik bu yola girmiştir. Hangi sektör olursa olsun artık Meslek + Teknoloji çağın gerekliliğidir.

Günümüzde internet medyası ve haber sitelerine bakıldığında mevcut medya koşullarında “dışarıya” çıkmak zorunda kalan deneyimli, birikimli gazetecilerin, mesleki saygınlığı olan gazetecilerin ilk çıkış alanı olarak (Biraz gecikmeli de olsa?) bu medya mecrasını gördüğünü gözlüyoruz.

Bir anlamda meslek aşkı ve soluklanma, mesleği sürdürme inancı ve inadıyla haber siteleri ortaya çıktı. Giderek de alan boyutlanmaya başladı. Önümüzdeki dönemde çok daha etkin, sadece gazetelerin internet portalı değil, KORHABER gibi özgür ve hiçbir bağımlılığı olmayan haber sitelerinin varlığı artacak, yaygınlaşacak. O noktada da şeffaf, kimliği, künyesi, sahibi belli olan, kaçak-kuçak habercilik yapmayan siteler saygınlık kazanacak, öne geçecek.

Değişen teknolojinin ve internetin değiştirdiği şartları düşününce genç gazeteci adaylarına mesleki başarı için neler önerirsiniz?

Genç gazeteci adayları,

İlk basamaklarında son basamağı düşlemesinler. Henüz bir haberi yorumlayamazken, köşe yazarı olmak istemesinler…

Mesleğin duayenlerini takdir etmekten kaçınmasınlar, onların engin tecrübelerini bir ışık, bir güç olarak iPad’lerinden daha değerli saklasınlar.

Teknolojiyi meslekleri kadar önemsesinler, bu konudaki eksikliği eğitimle gidersinler.

Eklemek istedikleriniz:

Öncelikle bizlerle yapmış olduğunuz bu söyleşi için sizlere
çok teşekkür ediyoruz.

Hızla gelişen İnternet Medyasında, okurlarımız için farklı bir hizmeti daha hayata geçirdik. online.korhaber.com Bilgi Alışveriş Sitesi…

Amaç:

Okurlarımız, bilgiyi kucaklayacaklar ve emeğin hakkını ödeyecekler. Bir bardak suyun bedelini ödeyerek nasıl susuzluğumuzu gideriyorsak, beyin emeği + teknoloji’nin de bir bedeli olduğunu kabul etmek ve bilgi eksikliğimizi gidermek zorundayız.

Elbette ilk başlangıç olarak “garipsendik…”

Doğaldır, çünkü toplum olarak beyin emeğine saygıda ve o hakkı ödemede gelişmiş ülkelere göre özürlüyüz.

“Gelişmiş ülkelerden ne eksiğimiz var ki?” diyenlere ilk yanıtımız: Onlar beyin emeğini çok önemsiyorlar ve bu emeğe yapılan bedeli ödemekten asla korkmuyorlar. Bu yüzden onlarca değerli beyinlerimizi dış ülkelere kaptırmadık mı? Hala aynı değil mi, beyin göçü önlenebiliyor mu?