Av.Sertel Şıracı : İçeriğin Suç Niteliği Tespitinde Yayın Zamanına da Bakılmalı
Yazan: admin, 06 October 2011

Arama motorlarının bir kişi hakkındaki çok önecelere dayanan sonuçları sıralaması hukuki bir sorun teşkil ediyor mu sizce? Türk ve dünya hukuku açısından değerlendirirmisiniz bu durumu?

İnternetteki içerikleri sınıflandırmak zor ama en azından kurumsal haber siteleri tarafından yayımlanan haberler ve şahsi oluşturulan içerikler olarak ele alarak değerlendirmekte fayda var.
Bir içeriğin sorun teşkil etmesi için bunu nasıl bir sıkıntı yarattığına bakmak lazım. Her eski içerik için sorun yaratıyor diye düşünürsek internet yayımcılarını çok zor bir duruma sokmuş oluruz. Bir içerik yayımlandığı anda zaten sorunlu ise yıllar geçse de bu devam edecektir. En klasik örneği adı haksız yere bir olaya karışan şahıslarla ilgili haberlerdir. Böyle bir haber her zaman hak ihlaline neden olmaktadır. Bazı içerikler vardır o an kıymetlidir, haber niteliği vardır. Ama yıllar sonra bunun kıymeti kalmaz. Bu durumda o içerik yayınlandığı anda ifade özgürlüğü, haber alma hakkı, basın özgürlüğü gibi kavramlar terazinin ağır kısmındayken yıllar sonra kişilik hakları yönünde ibre oynayabilir.
Şu durumda internetteki zaman kavramına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü arama motorları bugün çıkan bir içeriği de on yıl önce çıkan bir içeriği de aynı sayfada listeliyor. Yani aslında zaman durmuş oluyor. İşte burada eski içerik bugüne nasıl etkiliyor ve denge hangi haklardan yana buna bakıp öyle karar vermek gerekiyor.

Şahıs ve kurumlar bu tür durumlarda haklarını nasıl ve nerede arayacaklar?

Bilindiği gibi 5651 sayılı kanunumuz kişilik hakları ihlal edilen vatandaşlarımız için bir düzenleme getirmiştir. Özetle önce yayıncının ihtar edilmesi ardından da mahkemelere gidilmesi düzenlenmiştir. Yani bir uyar/kaldır yöntemidir. Elbette olayı mahkemelere taşımadan uzlaşarak çözmek en yerinde davranış olacaktır. Ayrıca hakları ihlal olan şahıs veya şirketler olayın durumuna göre tazminat davaları da açabilirler. Önemli olan muhatap bulmak ve ispatlamaktır.

Yayıncısı yurtdışında olan içerikler için nasıl bir hukuki süreç izliyorsunuz?

İnternet ortamında her ne kadar sınırlar olmasa da iş yargılamaya geldiğinde hangi hukuk uygulanacak, suç nerede işlenmiş sayılacak gibi temel sorular gündeme geliyor. Olayda içeriği yayından kaldırmaktan çok yayıncının cezalandırılması esas hedefse ve yayıncının kimliğiyle ilgili delillere sahipseniz haklarınızı yurt dışındaki yerel mahkemelerde de arayabiliyorsunuz ki bu zorlu bir yoldur.
Amaç barındırma hizmeti yurt dışından verilen bir içerikle ilgili işlem yapmaksa yine uyar/kaldır yöntemine başvurulmaktadır. Fakat burada sorun mahkemenin vermiş olduğu kararın nasıl infaz edileceğidir. Şu an her ne kadar hukuki boyutu tartışmalı da olsa uyuşmazlığın konusuna göre genel hükümlerden hareketle siteye erişimin engellenmesi talep edilmektedir.

İnternette anonim olmak mümkün. Peki yazanı belli olmayan içeriklerle ilgili hukuken yapılabilecek bir şey var mı?

Bu tür uyuşmazlıklarda eldeki delillerden şahıslara ulaşılmaya çalışmaktadır ki burada en önemli veri IP adresleridir. Elbette IP adresi tek başına delil niteliği taşımamaktadır. Fakat olaydaki taraflar arasında bir bağlantının olduğu da ispatlanırsa, incelenen bilgisayarda ilgili içerikle ilgili delillere rastlanırsa sonuca gidebiliyoruz. Hatta çoğu zaman şüphe ettiğiniz kişileri daha dilekçenizi verirken bildirdiğinizde ve teknik araştırmada aynı şahıslar çıktığında mahkeme nezdinde ciddi kanaat uyanmaktadır.
Yakın zamanda sözlüklerle ilgili olaydan da hatırlayacağımız gibi, site yetkilileri adli kurumlardan gelen talep üzerine kullanıcı bilgilerini paylaşmak durumunda kalmıştı ve tartışma tekrar gündeme gelmişti. Anonim olmanın bir hak olduğunu savunan çevrelerce bu husus ciddi şekilde eleştirilse de adli birimler soruşturma ve kovuşturma evresinde bu tür bilgileri sitelerden alabiliyor.

Size bu tür talepler çok geliyor mu? Genelde kişiler mi şahıslar mı geliyor?

Arama motorlarından her türlü konuyu aramaya başladığımızdan beri bu talepler artmış durumda çünkü evlenirken taraflar Facebook hesaplarından damatın geçmişini araştırıyor, bankalar kredi vereceği iş adamı hakkında haberlere bakıyor. Hal böyle olunca bu tür talepler de arttı. Sadece şirketler değil markalar da bu hususla çok ilgileniyor. Çünkü internette itibarın korunması çok önemli, bu sebeple sürekli izleme hizmeti verilen firmalar da var.
Burada ortak amaç bir iletişim işi olan online itibar konusuna hukuksal zeminde destek vermek. Sınai Haklar ve Fikri Haklar konusunda da özel hizmet verdiğimiz için bu birikimimizi Bilişim Hukuku konusun da kullanıyoruz.

Bu tür bir hizmeti almanın maliyeti nedir?

Maliyetler için sabit bir şey söylemek doğru olmaz, çünkü içeriğin ne olduğu ile ilgili, sayısı ilgili çok fazla değişken var. Önemli olan az önce bahsettiğimiz haklar dengesinde internette yaşanan sorunlara çözümler üretebilmek. Tebliğ edemeyeceğiniz bir mahkeme kararını almak, mağdur olan kişinin sorununu çözmüyor.

İnternette yer alan bu tür haberler hakkında hukuki bir süreç başlatmanın çözüm olmayacağını, aksine bu tür haberlerin anonim bir biçimde daha hızlı yayılacağını düşünneler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette bu bir iletişim yönetim işi, bazı içerikler vardır kalması uygundur. Veya yaptığınız her hareket sizi sansürcü yapabilir. Hukukçuların da bu hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. İnternetin yapısı gereği olay kontrolden de çıkabilir, yakın zamanda bunun çok büyük örneklerini gördük. İçeriği kaldırma ilgili içeriği o ana kadar görmemiş olanlardan sizi koruyabilir ama bundan sonrası o içeriği görmüş olanlardaki algının da yönetilmesi gerekiyor.
Eğer bir içerik gerçekten önemli bir hakkınızı ihlal ediyor ve size zarar veriyorsa onunla mücadele etmekten başka yapacak bir şey yok. Fakat içerik bir yorumsa veya gerçekleri yansıtan bir içerikse o zaman kullanıcıların hepsi bunu bir görev kabul edip, farkına varmadan örgütleniyor ve içerik gittikçe artan seviye yayılma eğilimi gösteriyor.